İstanbul Bariatrics | Blog

İstanbul Bariatrics

Obezite Cerrahisinde Psikoloji

Obezite, dünya genelinde görülme sıklığı artan ve uzmanlar tarafından da bu artışa dikkat çekilen bir sağlık problemidir ve beraberinde yüksek tansiyon, tip 2 diyabet ve kalp-damar hastalıkları gibi yandaş hastalıkları beraberinde getirebilir. Ayrıca yapılan araştırmalar göstermiş ki obez olan birinin yaşam süresi yine aynı yaşta normal kiloda olan birinin yaşam süresine göre daha kısadır. Türkiye’de de obezite oranı gittikçe artmaktadır. Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2012 verilerine göre 15 yaş ve üstü nüfusta obezitenin görülme oranı %17,2’dir. Son zamanlarda hükümetin obeziteyle mücadele adına attığı adımlar bu doğrultuda hız kazanmaya başlamıştır.

obezite-psikoloji

Çoğu kişi sahip olduğu kiloya gelene kadar birçok kilo verme yöntemi denemiş olabilir. Arkadaş tavsiyesiyle uygulanan diyetten tutun da kilo verdirdiği söylenilen haplara kadar… Ne yazık ki bu yöntemler çoğu insan için hüsranla son bulmuş olabilir. Her bir hüsran da beraberinde üzüntüyü ve bıkkınlığı getirebilir. Kilo vermeye dair olan umutlar da tükenmiş olabilir. Peki, obeziteye bağlı hastalıklar da bir yandan devam ederken son çözüm nedir? Cevap, dünya genelinde ve Türkiye’de de artmakta olan obezite cerrahisidir. Obezite cerrahisi uzun dönemde kalıcı bir etkiye sahiptir ve obeziteye bağlı diğer hastalıklar da bu ameliyatla azalmaktadır.

Başlığı okuyanlar psikolojinin obeziteyle ya da obezite cerrahisi ile ne alakası var ki diyebilirler. Obezite cerrahisi, ameliyat öncesi ve sonrası süreçte bir ekip işidir. Kişinin tıbbi açıdan uygun olup olmadığına karar veren doktorlar, diyetisyen ve psikolog bu ekibi oluşturmaktadır. Hastayla beraber bu süreci yürütürler. Psikolojik değerlendirme de sürecin bir parçasıdır.

Obezite cerrahisi öncesi kişiyle psikolojik değerlendirme görüşmesi yapılır. Burada amaç kişinin yaşam öyküsünü dinlemek, ameliyata dair beklentilerini ve yeme alışkanlıklarını öğrenmek, daha önceki kilo verme çabalarının neden sonuçsuz kaldığını ve ameliyat öncesi obezite cerrahisine dair kaygıları konuşmaktır. Ayrıca sürece dair eksik olan bilgiler de bu görüşmede tamamlanabilir. Kişi geçmişte unutamadığı, onda sıkıntı yaratan bir durumla karşılaştı mı, ameliyattan sonrasında kaç kilo olmayı umut ediyor, hangi yeme alışkanlıklarına sahip, daha önceki kilo verme çabalarının neden sonuçtunuz kaldığını ve obezite cerrahisine dair kaygılarını bu görüşmede konuşmak, aslında ameliyat sonrası süreç için bir yol haritası çizmektir. Geçmişte ne oldu? Şimdi ne yapabiliriz?

Obezitenin tüm olumsuz tıbbi etkilerinin yanında psikolojik alt yapısı da olabilir. Kişi obeziteye bağlı olarak kendini değersizleştirebilir, sosyal ortamlardan kaçınabilir, depresyon ve kaygı yaşayabilir. Böylece içinde bulunan psikolojik durumla yemek yeme davranışı bir kısır döngü içerisine girebilir. Tam tersi senaryo da düşünülebilir: kişi baş edemediği ya da geçmişinden getirdiği psikolojik problemleri çözüme kavuşturmadan, sanki hiçbir şey olmamış gibi yemek yiyerek örtmeye çalışıyor olabilir. Her iki senaryonun da göz önünde bulundurulması ve ameliyat sonrasında bir psikologla görüşmeye devam edilip edilmeyeceğinin kararının verilmesi, ameliyat sonrası sürecin başarısında çok önemli bir etkiye sahiptir.

Çalıştığınız psikoloğunuz; sizi koşulsuz bir şekilde, olduğunuz gibi kabul eden ve empati göstererek dinleyen kişidir. Bu yüzden hasta ve psikolog arasında kurulan güven ilişkisi gelecek için belirlenen hedeflere ulaşmada önemli bir etkendir. Bu açından psikoloğunuzla iletişim halinde bulunmak hem ameliyat sonrası süreçte hem de devam eden kilo aşamasında size yardımcı olacaktır.

Yazar Hakkında

Eldem Erdem

Merkezimiz ve ekibimizin çok önemli bir üyesi olan; tam zamanlı psikoloğumuz, Sn. Eldem Erdem. Kendisi, yemek yeme bozuklukları ve diğer psikoloji konularda hem obezite ameliyatı öncesinde hem de ameliyat sonrasında tüm hastalarımıza aktif biçimde destek vermektedir.

Yorum Bırakın