İstanbul Bariatrics | Blog

İstanbul Bariatrics

Obezite ve Kalın Bağırsak Kanseri

Bilindiği gibi aşırı şişmanlığın özellikle bazı kanser türlerinde artışa yol açtığı bir gerçektir. Bunların başında özellikle kadınlarda meme kanseri ve erkeklerde kalın bağırsak kanseri gelmektedir. Bu gün size özellikle kalın bağırsak kanserinden bahsedeceğim ve bunun aşırı şişmanlıkla olan ilişkisinden.

Kalın bağırsak kanseri, dünyada en sık görülen kanserlerden biri olup kansere bağlı ölümlerde erkeklerde 2. bayanlarda 3. sıradadır. Kalın bağırsak kanserinde yaşam, hastalığın teşhis esnasındaki durumuyla çok yakından alakalıdır. Yani erken teşhis çok önemlidir. Kalın bağırsak kanseri aslında bir anda ortaya çıkan bir hastalık değildir. %90’ı polip zemininde gelişir.

polip

Polip nedir diye düşünebilirsiniz. Polip, kalın bağırsağın iç yüzeyinde oluşan mantarsı çıkıntılardır ve bu poliplerin bazıları ileride kanserleşme potansiyeli taşırlar. Tubuler adenom, tubülovillöz adenom ve villöz adenom diye adlandırılan polipler bu kategoridedir. Bir de kanserleşme riski olmayan polipler vardır. Bunlar da juvenil, hiperplastik, inflamatuar ve hamartamatöz polipler diye adlandırılır. Polip – kanser sekansı diye bir kavram var. Bu ne demek? Kanserleşme potansiyeli taşıyan bir polibin ortaya çıkışından kanser oluşmasına kadar geçen süre yaklaşık 8-10 yıllık bir süre alıyor. İşte bu noktada şu önemli cümleyi kurmak yanlış olmaz.
” Kalın bağırsak kanseri aslında önlenebilir bir hastalıktır.”

Kalın bağırsak kanseri, için risk artışı 40 yaşından sonra başlar ancak kalın bağırsak kanserlerinin çoğu 50 yaşından sonra görülür. Bir söz vardır. ” Yılanın başını küçükken ezeceksin” diye. Hastalıkları gelişmeden önlemek, erken evrede yakalayabilmek ve başarı ile tedavi edebilmek için sağlıklı bireylerin sağlık kontrolünden geçirilmesine tarama işlemi denir. Kalın bağırsak kanserlerinde tarama, kanser öncüsü olan poliplerin daha kanser oluşmadan saptanabilmesi ve tedavisinin yapılabilmesi açısından çok önemlidir. Günümüzde kalın bağırsak kanseri için birçok tarama testi bulunmaktadır ve bunlar içinde altın standart yöntem kolonoskopidir. Diğer yöntemler; rektal muayene, dışkıda gizli kan testi ve kalın bağırsak röntgenidir.

Kolonoskopi, tüm kalın bağırsak iç yüzeyinin bir kamera yardımıyla incelenmesi işlemidir.

Kalın bağırsak kanserine yönelik tarama testlerinin kimlere ve hangi zaman aralıklarında yapılacağı Amerika başta olmak üzere gelişmiş ülkelerde çok net bir şekilde ortaya konmuştur. 50 yaşına ayak basan bir kişiye şikâyeti olsun veya olmasın kalın bağırsak kanserine yönelik tarama testlerinden birini yaptırması mutlaka önerilmektedir. Tarama testlerinin kime hangi aralıklarla yapılacağı risk grubuna göre değişmektedir. Siz hangi risk grubuna giriyorsunuz, buyurun bir bakın bakalım.

Sıradan risk grubu: 50 yaşın üzerindeyseniz, ailenizde veya kendinizde kalın bağırsak kanseri veya polibi hikâyesi yoksa demek ki bu gruptasınız. Toplumdaki her bireyin genel olarak riski bu grubu oluşturur. Bu gruptakilere 50 yaşından sonra her yıl dışkıda gizli kan baktırması ve 10 yılda bir kolonoskopi yaptırması önerilir.

Düşük risk grubu: Sizde hiç problem yok ama anne baba veya kardeşinizde 60 yaşından sonra kalın bağırsak polibi veya kanseri görüldüyse düşük risk grubundasınız demektir. Bu risk grubunda toplumun diğer bireylerine göre kalın bağırsak kanseri olma olasılığı 2 kat artıyor. Bu grup bireylere de 40 yaşından sonra her 10 yılda bir kolonoskopi önerilmektedir.

Orta risk grubu: – Sizde daha önceden kalın bağırsak polip veya kanser öyküsü varsa
– Anne, baba veya kardeşte 60 yaşından önce kalın bağırsak polibi veya kanseri görüldüyse
– Birinci derece aile bireylerinin ikisinde, kalın bağırsak polibi veya kanseri hikâyesi varsa( ikisi de anne veya baba tarafında olacak).
Bu grup bireylere de ailede hastalığın gözlendiği en küçük yaştan 10 yıl öncesinden taramaya başlamak gerekir. Bu grup bireylere her 5 yılda bir kolonoskopi önerilir. Bazı vakalarda bu daha erken bile olabilir.

Yüksek risk grubu: Ailede 3 veya daha fazla kişide kalın bağırsak polibi veya kanseri hikâyesi varsa ve özellikle bu kişilerden biri 50 yaşın altında hastalığa yakalandıysa buna ek olarak sizde de polip veya kanser öyküsü varsa bu durum ailesel veya kalıtsal kalın bağırsak kanseri olabilir. Böyle bir durumda mutlaka doktor kontrolü gerekir.

Peki, aşırı şişmanlık neden kalın bağırsak kanseri riskini artırıyor biraz ona bakalım. Bilindiği üzere şişmanlık vücutta aşırı yağ birikmesi demek. Biriken bu yağ dokusu aslında büyük bir endokrin organ gibi davranıyor. Birçok hormon ve hormon benzeri madde salgılıyor. Salgılanan bu maddelere genel olarak adipositokinler denir. Leptin. TNF- alfa, IL-6,IL-8, IL-10 bunlardan sadece bazıları. Salgılanan bu maddelerden bazılarının kanser oluşum sürecinde önemli rol oynadığı düşünülüyor.

Metobolik sendrom, diğer adıyla sendrom-X. Obezite ve onun getirdikleri; İnsülin direnci, yüksek tansiyon, yüksek kolesterol bir araya gelip metobolik sendomu oluşturuyorlar. Yapılan çalışmalarda insülin direnci ve kalın bağırsak kanseri arasında ilişki olduğu saptanmış. İnsülin büyümeyi tetikleyen bir hormondur. İnsülin ve insülin benzeri maddeler hücre çoğalması ve farklılaşmasına katkıda bulunmaktadır. Bundan dolayı kan insülin seviyesi yüksek olan kişilerde(insülin direnci olanlarda) kalın bağırsak polipleri de daha çok görülmektedir. Bilindiği gibi kalın bağırsak kanserleri de polipler zemininde gelişmektedir.

Sonuç olarak aşırı şişmanlar kalın bağırsak kanseri açısından artmış risk grubunda bulunmaktadırlar ve bu bireylere uygun zamanlamayla tarama yöntemlerinden biri mutlaka uygulanmalıdır.

Yazar Hakkında

Ozan Şen

Deneyimli cerrah arkadaşımız Op. Dr. Ozan Şen cerrahi ekibimizin önemli bir parçasıdır. Ankara Üniversitesi kökenli Dr. Ozan laparoskopik cerrahide ciddi deneyim sahibidir ve 5 yıllık “bağımsız” çalışmanın ardından ekibimize katılmıştır.

Yorum Bırakın